Algı Yönetimi türleri

İşin arka planını öğrenelim

Günümüzde bilgi, öylece tabağımıza koyulan hazır bir yemek gibi ama arkasındaki gerçekler bambaşka. O yemek önümüze gelene kadar öyle bir şekillendiriliyor, süsleniyor, bükülüyor, hatta bazen tamamen farklı bir ana maddeden yapılıyor. İşte bu noktada “bilgi düzensizliği” kavramı devreye giriyor. Bu, kulağa akademik gelebilir ama aslında hepimizin günlük hayatında karşılaştığı bir durum.

"Bana balık verme balık tutmayı öğret"

Evet kolay bilgi alma çağı hepimizin işine geldi. Yaz ve bir tıkla her şey karşında ama nasıl bir manipülasyonun içine düşeceğimizi başlarda tahmin edemedik. Hayatımızı kolaylaştıracak ve bizi eğlendirecek bu teknoloji çağının hepimizi farklı evrenlere yerleştirip kendi gerçekliklerinin içine hapsedeceğini ön göremedik. Algoritmalar, bükülen gerçekler, deepfake, yapay zekâ vd.

Her yazımda teyit evreninin bir alanından en temel düzeyde bahsetmeye çalışıyorum. Bilmeyenleriniz veya daha önce hiç dikkatini çekmeyen, ilgilenmek istemeyen varsa fikir sahibi olsun, en azından şöyle bir kulağına kaçsın diye.

Bu yazımda bizi yönetmeye çalıştıkları algı türlerinden bahsedeceğim.

Bilgi Düzensizliğinin Üç Ana Kategorisi

Mezenformasyon (Misinformation) : Yanlış olduğu fark edilmeden, kasıt olmadan paylaşılan yanlış bilgi.

Örnek: Bir arkadaşının, eski bir deprem videosunu “şimdi oldu” diye paylaşması. Genelde çıkış kaynağında o an sosyal medyanın etkileşim gücünden yararlanmak isteyen veya halkın öfkesini alevlendirmeye çalışan biri vardır tabii ki. İyi niyetle hemen inanıp paylaşanlar mezenformasyon yaratmış olurlar. Bu tür algılara düşmemek için acele etmeden, teyit ettikten sonra paylaşmayı tercih etmeliyiz. Duygularımıza kapılıp hemen reaksiyon verme eğilimindeyiz, biliyorum ama şüphe kaslarını geliştirmemiz gerekli.

Dezenformasyon (Disinformation): Kasten yanıltmak için üretilmiş ve yayılmış yanlış bilgi. Bilinçli bir şekilde, birine zarar vermek veya bir kitleyi manipüle edebilmek için üretilen yalan bilgi ve bunu yaymak.

Örnek: Siyasi rakibi kötülemek için sahte belge üretmek. Bu tür yalanlar genellikle politik çıkar veya ekonomik kazanç için oluşturulur.

Malenformasyon (Malinformation): Doğru bilginin zarar verme amacıyla kullanılması anlamına gelir. Genellikle kişisel bir çıkar güdülür.

Örnek: Doğru ama özel bir bilginin (kişisel adres gibi) ifşa edilmesi. İntikam, itibar zedeleme veya şantaj için kullanılabilir.

Bunları bilmek ne işimize yarar diye soracak olursanız; şüpheli bir bilgi karşımıza çıktığı zaman bu tanımları ve kullanım amaçlarını bilirsek ne tür bir kasıtla yazılmış olabileceğini ayırt edebiliriz. Şüpheli bilgiyi analiz etmemizi duymamızı kolaylaştırır. Bizde asıl gerçeğe ulaşmaya çalışırız. Zaten algılara kolay kapılmamızın sebebi en başta algıların ne olduğunu bilmemekten kaynaklanıyor. Ne yediğini bilmezsen sana fayda mı sağlayacak yoksa zarar mı verecek, bilemeyeceğin gibi.

Yanlış Bilginin Yedi Türü

  1. Manipülasyon: Görsel, ses veya metin üzerinde oynama yaparak algıyı değiştirmek. Mesela bir fotoğrafın belirli bir kısmını kırpıp bağlamından koparmak; 10 dakikalık bir konuşmanın sadece 15 saniyesini alarak yanlış anlaşılacak şekilde paylaşıp konuşan kişiyi hedef göstermek veya videoyu değiştirerek farklı bir bağlamda sunup insanı alakası olmayan bir durumla suçlamak.
  2. Uydurma: Tamamen hayal ürünü, sıfır gerçeklik payı olan bilgi üretmek. Örnek olarak, hiç yaşanmamış bir olayı haber gibi yazmak verilebilir.
  3. Çarpıtma: Gerçek bilgiyi kasıtlı olarak farklı bir şekilde sunmak. Diyelim ki yaptığın araştırma sonuçlarının sadece kendi görüşünü destekleyen kısmını paylaştın ve insanları bu görüşün genel kabul gördüğüne inandırdın. Çarpıtma yaparak algı yönetmiş olursun.
  4. Taklit: Güvenilir bir kaynağın kimliğini taklit ederek yanlış bilgi yaymak. Misal, gerçek bir haber sitesinin logosunu kopyalayarak sahte haber yaparsan o kurumun güvenilirliğini kullanarak kamuoyunu kandırmış olursun.
  5. Parodi: Mizah veya alay amaçlı içerikler, ama bazen ciddiye alınabiliyor. Aslında parodidir/ parodi sayfasıdır ibaresi genelde yer alıyor ancak bazı haberler insanlara inandırıcı gelebiliyor. Mizah olduğunu anlamayıp yanlışlıkla bu haberi yayabiliyorlar. Ee tabii bazen öyle gülünç şeyler yaşıyoruz ki "ne saçma, olur mu öyle şey" diyecek hâlimiz kalmadı. Tıpkı bazı Zaytung haberlerinin sandığımızdan fazla kişi tarafından “gerçek” sanılması gibi.
  6. Hatalı İlişkilendirme: Doğru bir görseli veya bilgiyi yanlış bir olayla ilişkilendirmek. Yıllar önceki bir protesto fotoğrafını yeniymiş gibi paylaşmak örnek verilebilir. Bu tür olaylarla sık sık karşılaşıyoruz. Hatırlarsanız farklı ülkedeki protestoların bizim ülkemizde gibi yansıtıldığı da oldu. Amaç kamuoyunda protestoculara karşı tepki oluşmasını sağlamaktı.
  7. Bağlamdan Koparma: Gerçek bilgiyi, ait olmadığı bir bağlamda sunmak. Bir politikacının 10 yıl önce söylediği bir sözü bugünkü olayla ilişkilendirmek. Aslında türler birbirine oldukça benziyor. Ben de bazen olayların iki üç türü de kapsadığını düşünüyorum.

Dediğim gibi bu bilgiler sadece işin mantığını çözebilmek için yarar sağlayacak. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz teyitli bilgi kitine çok daha fazlasına yayınlar kısmından ulaşabilirsiniz.

Algı Yönetimi ve Psikolojik Etkiler

Bilgi düzensizliği; insanların korkuları, öfkeleri veya umutlarını manipülasyonun en etkili hedefleri haline getiriyor.

Onay yanlılığı: Zaten inandığımız şeylere uygun bilgiyi sorgulamadan kabul etme eğilimi.

Tekrar etkisi: Bir yalan ne kadar sık tekrarlanırsa, o kadar gerçek gibi görünmesi.

Öyle bir noktaya geldi ki inanmaya giderek daha da kolay meyil ediyoruz. Ne kadar çok yalan bilgi yayılırsa o kadar çok yoruluyoruz çünkü. Bu kadar fazla haber ve içerik tüketirken insanın bilginin doğruluğuyla uğraşacak hâli kalmıyor. Buna çözüm olarak yapabileceğimiz tek şey içerik ve haber tüketimini minimum düzeyde tutmak ve tüketeceğin konuları bilinçli seçmeye çalışmak olabilir. Mesela haberleri instagram ve twitterda anlık tüketmek yerine güvendiğin gazetecilerden izleyebilirsin. En azından gazeteciler bir filtreden geçirip güvenilirliğini kontrol ettiktten sonra paylaşıyor.

Bir sorun da inanılmaz bir kutuplaşmanın yaşandığı bu dönemde herkesin işine geldiği bilgiyi doğru kabul etmek istemesi. Birini linçlemek hoşlarına bile gidiyor. Artık bazı insanlar bilginin doğruluğuyla değil o bilginin ne kadar hoşuna gittiğiyle ilgileniyor. Dürüst olayım, bunu nasıl aşabileceğimiz hakkında fikrim yok.